2/7/2007 - Hastayim hasta, acnim isyor pasta.
Blogcu da gunluk yazmaya ilk basladigim gun de hastaneye gitmistim sanirim. Bu Cumartesimi de hastanelerde surterek gecirdim. Eh uzun zmandan sonra da bir seyler yazmak gerek o zaman. Aslinda sadece muayene icin gitmistim ama postadan bana bir endoskopi bir de ameliyat cikti :) Bugune kadar sunnet disinda bir operasyon gecirmemis olan benim ameliyat lafina nasil hala tepkisiz kaldigima sasiyorum. Cumartesi is yerinden bir arkadasimiz daha dunya evine girecekti. Sabah ben de nikaha gitmek istiyordum ama, hastanede iki tane muayene randevusu ayni saatlere geldigi icin gidemedim. Ne olur canim yarimsar saatten bir saatte cikar nikahin sonuna bari giderim diyordum. Once genel cerrahiden yakin zaman da kil donmesi ameliyati gecirmem gerektigi cikti ki ameliyattan baska bilinen bir yolu yokmus. Hadi o neyse, bilgisayarcilarin meslek hastalidir, cevremde kil donmesi ameliyati gecirenlerin nerdeyse tamami bilgisayar sektorunde calisalardan. Aman canim ne yapalim on gun boyunca kicimizin ustune oturamayacagiz. Nasil olsa monitor karsisinda daha uzun yillar touracagimiz icin cok koymaz. Ameliyat icin gun ayarlayip beni arayacaklar da, mide agrilari sebebiyle gittigim muayenede de sonuc yine gastrit cikti. Ben kurtulamayacak miyim bu hastaliktan? Bu sefer de doktordan ogrendim gastiritin yine yazilim yapan stres yuklu islerde calisanlarda daha cok goruldugunu. Hatta doktorun lafina uyduk bir yakininiz varsa yaninizda endoskobi yapalim dedi. Nerdeee? Hep tek tabancayiz dolaniyoruz ya. Yalnizlik yuzume en cok da boyle beklenmeyen yerlerde vuruyor. Arkadaslarima telefon ettim, rica ettim, nikaha gelemicem siz ordan cikinca gelin beni alin diye, uyutuyorlarmis cunku :) Ama nedense bir turlu uyutamadilar beni, madem uyumadim doktorla birlikte midemi ve karnimi agzimdan soktugu kamera ile monitorde beraber izledik yorumlar yaptik. Agzimda bir hortum varken nasilda zorlanmadan konustum. Artik gunde almam gereken bi ton antibiyotiklerim var. Ne gusel. Giris-gelisme-sonuc veya serim-dugum-cozum bolumleri birbirinden belirgin sekilde ayrilmis yazilar yazamam, ben bu kadarini yapabiliyorum, lisede kompozisyon notlarim da ek parlak degildi. Bir Cumartesimi bu sekilde yedim onu da buraya yazmak istedim sadece. Burdan sozum ilerde parlak islere girmek isteyen genclere. Olaya bak sanirim sonuc kismini ayirabiliyorum, yazinin anafikri geliyor :) Gencler sakin ola ki, forsuna gelirine kanip bilgisayar muhendisi olmayin. Hem zor duzeltebildiginiz ya da duzeltemeyeceginiz bir sosyal hayatiniz hemde oturmaktan kil donmesi, stresten gastrit olma sansiniz yuksek. En azindan suan gorulan hastaliklar bunlar, bir de fare klavye kullanmaktan dolayi bileklerde eklem kireclenmesi oluyormus, onu da tecrube edince yazarim artik :) Daha saglikli mesleklere yonelin. Dogayla icice ozellikle Istanbul'dan uzak yerlerde, islerde calisin. Herseyin basi saglikmis, sonra cok maas alsan da, saglik sistemi cokmus bir ulkede ozel hastanelerde ozel sigortalarda tastamam tedavi edilsen de saglik gidince gelmiyor, kuskun bir sey bu saglik. Ama pisman miyim yine de? Hayir meslegimi hala cok seviyorum belki arkeolog olmak aklimda hala kalmis birsey ama hobi oalrak devam ettirmek de gusel..
Saglicakla kalin..
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/12/2006 - Sadece fikra
Hayat cok hizli akip geciyor. Buraya ugrayip yazi yazmayacak kadar hizli. Yakalayamaiyorum ucunu :-( Bugun bana gelen cok gusel bir fikrayi yazmak istedim. Hem cok sevdigim burdan sogumamak hem de hosuma giden birseyi paylasmak adina...
Saglicakla kalin.
Adam evine gelen 3000 dolarlık telefon faturasını görünce çılgına döner. Ama detaylı faturadaki numaraların hepsi de arkadaşlarına aittir. Yani anormal bir durum yok gibidir.
Bir gece uykusundan uyanan adam salondan konuşma sesleri duyunca sessizce gidip salonun kapısından içeri bakar. Papağanı, ahizeyi telefonun yanına koymuş telefonun tuşlarına rasgele basarak telefon hafızasından birilerini arayıp dakikalarca konuştuğunu görür. Öfkeyle salona dalıp papağanı yakalıp kanatlarından duvara çiviler: - Burada bir hafta asılı kal da gör gününü diye papağanı azarlar. Ve aynen yatağına dönüp uykusuna devam eder. Olayın şokunu atlatan papağan etrafa bakınırken karşı duvarda çarmıha gerilmiş isa figürünü görüp laf atar : - şşt şşt sen kaç yıldır asılısın orada. İsa figürü dile gelir: - 2000 yıldır der. Papağan: - OHAAA nereyi aradın lan?
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/10/2006 - siirlerde yasamak desek o da olmuyor..
Ne kadar kalabalıkmış bu şehir Büyük bir hengameyle doğuyor güneş Yüzler soğuk Kimsesiz Tedirgin
Bilmeden yaşıyoruz hayatı Her köşe başında Her kuytulukta yitirilmiş aşkların Gölgeleri var Görmüyoruz... Sevdalar kanıyor Uzaklaşan kararsız ayak sesleri ardından Tutunacak dal bulamayan duygular Üşüyor kaldırım taşları arasında
Bir izmarit sıcaklığı arıyor ama Artık dumansız sigaralar Yakmadan içiyoruz Oysa bir baksak etrafa Vazgeçilmez apoletimiz olan Kötü huylarımızı bir atsak Kurtarılmaya, yaşanmaya değer Ne güzellikler var Görmüyoruz...
Hadi artık bırak ellerimi Azat et beni Et ki kurtulalım ikimizde Yakışmıyor bize ama Yıkmadan ayrılık aşiyanlarımızı Kaçalım soğuk pençesinden
Sen bakma sağa sola Kapat gözlerini Korkma karanlıktan Hissedeceksin görmen gerekenleri Yitirilen her şey acıtacak içini Hediyem olsun sana Gözlerinde biriken Tek damla çiğ
Yusuf Barış Bakırcı
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/9/2006 - Sikayet Vaaar..
Persembe aksami. Isler yetismiyor. Ben yine mesaide. Disarda da bir yagmur baslamis ki. Maslak'tan taa GOP'a nasil gidecegimi dusunuyorum. Yani Gazi Osman Pasa'ya... Bir yili geckin suredir oturuyoruz ama nedense hala isinamadim ben su Gazi Osman Pasa'ya. Oysa Istanbul'un cogu yerinde bolca zaman gecirdigimi ve her yere kolayca alistigimi dusunurdum ama olmuyor bu sefer. Zaman da iftar vakti galiba. Ortalik yeni karariyor ve etrafa bir sessizlik coktu. Zaten kac kisi vardi ki koca ofiste, oruc tutan arkadaslar da kayboldu iyice tenhalasti. Cekilmiyor boyle. Ben artik mesaiye kalmak istemiyorum . Adam alin kardesim zaten aksama kadar pestilimiz cikiyor. Yarin da karsiya gec isin yoksa, musteri bankaya git, onlarin sikayetlerini dinle vidi vidi vidi... Bir de Romanya isi cikti basimiza. Umarim gondermezler beni. Of ya. Ben ne yapiyorum? Bu muydu benim parlak gelecegim, hayallerim, umitlerim? Duvarlar arasinda sıkısmis hersey, zamani tutamiyorum akip gidiyor ve ben memnun degilim artik bundan. Yoruldum ama henuz bitip, tukenmedim. Acilen birseyler yapmali..
Eh diger gunler gibi siir yazamadim bugun. Napalim bugun de boyle olsun. Sikayet mektubu gibi. Dur bisey geldi aklma. Bir ogretmenden aldigim tek hediye ki taa orta ikinci siniftayken -tam 11 sene olmus- bir kitapta belki ilk okudugum siiri yazabilirm. Konuya da uygun olur hani ;-)
Istanbuldan ayva gelir nar gelir, Dondum baktim bir edali yar gelir. Gelir desen dar gelir, Gunasiri alacaklilar gelir. Anam anam dayanamam, Bu is bana zor gelir.
Orhan Veli KANIK.
Isın enteresan tarafi adi da 'Gelirli Siir' olan bu siiri hk okudugumda 'Gelir' kelimesi kac degisik anlamda kullanilmistir, hep sayarim hep unuturum. Bir daha sayayim. 5mis :-)
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/9/2006 - Ben sadece seni istemistim.
Ben istemedim gunesin
batisini
Ve kizilligin
kaybolusunu
Daglarin ardindan.
Ben Ayin dogmasini
da istemedim
Yakamozlari da.
Ben sadece seni
istemistim.
Engin denizlerde
Bogulmak da
degildi amacim.
Can havliyle, ne
dalgalar kucakladim.
Kimse mecnun
demedi ama
Saire cikti adim
Ve ben yalnizligimi
Siirlerle yasadim.
Ben istemedim
karanliklari
Issizligi,sessizligi,
ben istemedim.
Ruhumu bir nebze
dinlendirmek icin
Bedenimi yormayi
da ben istemedim.
Ve sonunda rihtimlarda
Tek basima kalirken
Kan tukurdum,kan
kustum
Ruhsuza cikti adim
Ve ben hep ruhumu
aradim.
Ben istemedim, mezeyi
meyi
Hep uzak durmak
istedim
Rakidan saraptan.
Kader iste
Ayyasa cikmasa da
adim,
Hep sarhoslugunu
yasadim.
Ben istemedim,bin
bir turlu belayi
Ben istemedim dusuncelerle
bogusmayi
Ben deli olmakta
istememistim
Ben sadece seni
istemistim.
Kader iste
Deliye cikmasa da
adim,
Hep yarim akilla
yasadim.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
sabahın 6sında üstelik yazın ortasında dolu yağar,
siz başınızı camdan geriye çevirip seslenirsiniz bomboş eve,
-annee(ya da sevgilinin adı fln) koş,dolu yağıyo!
al sana kalbinden bir cevap,
-çatırt!
Kategoriler
Arkadaşlarım
• herneyse • yagmurlagelen
|